26 Eylül 2011 Pazartesi

Baltic Cruise /13.06-22.06.2011 2.bölüm ...

Evet nerde kalmıştık.?? Bu kısımları yeniden yazmak çok zor gelecek ama başka çarem yok hepsi silindi.

20 Eylül 2011 Salı

Baltic Cruise /13.06-22.06.2011

Oldum olası gemileri severim. Ailece üç sene ard arda Kıbrıs'a tatile gitmiştik ve Yeşilada feribotu ile adaya geçmiştik.Kaç sefer İzmir'den İstanbul'a gemi ile gittik.En son gemi seferim üniversite sonrası; sırt çanta ve tren ile yaptığım seyehatin başlangıcı ve sonunda oldu.Bosna Sırbistan savaşı yüzünden İzmir-Venedik arasını tren yerine Truva feribotu ile yaptık.O feribotta eşimi tanıdım!! Gemilerin hayatımdaki önemi böylece kat kat arttı:)) Annem kaç defa cruise yaptı son yıllarda.Yunan adaları,Akdeniz,İngiltere ve İrlanda.Bir iki sene önce Genova limanından onu uğurlarken içimden' umarım bana da kısmet olur bir büyük cruise gemisine binmek' demiştim.Kısmet bu seneyeymiş.Eşim sportif biri ve yelken yapıyor.Onu bu 3000 kişilik gemilere bindirmek zor.Annem yazın Baltik denizi şehirlerine güzel bir cruise olduğunu söyleyince ben ona her zamanki gibi 'aman git anneciğim sakın kaçırma' dedim. Kızımı yazın
yanına yollayacaktım ve gezi tarihi benim bir haftalık tatilime ve kızımı getireceğim zamana denk geldi. Önce anneme sen bir arkadaş bul ve git artık kızım bu sene gelmez derken aklıma başka fikir geldi.Madem henüz seninle gelen yok,(odalarda tek kişi gidersen çift ödüyorsun)  ben seninle geleyim sonra sen Milano'ya gel torununu al ve onu sen Türkiye'ye götür dedim.Böylece aniden bu gemi seyehatini ayarlamış olduk.Annemle başbaşa çocuksuz,kocasız zaman geçirmek de amacımdı ve bunu da yapabildim.Her anlamda mükemmel bir geziydi.Hayatta bir kere cruise gemisi ile seyehat yapacaksanız sizlere bu güzergahı öneririm.Gemiye Copenhagen şehrinden bindik.

26 Temmuz 2011 Salı

Take That konseri,13/07/2011 San Siro Stadyumu Milano

Uzun zamandır gittiğim en iyi konserlerden biriydi.Muhteşemdi hatta.Halbuki acaba doğru karar verdik mi?,eğlenecek miyiz şüpheleri ile gitmiştim.Neredeyse ikibuçuk saatten fazla süren bir müzik ve dans şöleni izledik.Günümüzün teknolojisinden en iyi şekilde yararlanarak hazırlanmış dekorlar,yürüyen platformlar,devasal maket,sahnede patlayan ateş topları veya sahneden akan sular ile bu şölen daha da ilgi çekici hala gelmişti.Tabii başarılı dansçıların performansı da cabası...

13 Temmuz 2011 Çarşamba

Manzaradan Parçalar,Orhan Pamuk

Bu kitabı da yeni bitirdim ama aylardır okuyordum.Hatta Mayıs ayında bizimle kalan annem  benden aldı ve okudu,bitirdi ve tabii benim bitirmem geç oldu.Annemin de Orhan Pamuk okumasına bayılıyorum.Herkes onu okuyamaz ve anlayamaz.Bu kitabı  541 sayfa.Takdir ederseniz sindire sindire okumak biraz zaman alıyor.Tabiiki beğendim ve kendisini daha da iyi anlamama yardımcı oldu.

12 Temmuz 2011 Salı

Nessuno si salva da solo,Margaret Mazzantini'nin son kitabı

İki aydır  o kadar yoğunumki! Yazacak çok şey var zamanım yok.Harika bir Baltic Cruise yazısı geliyor ama ne zaman bitirebilirsem.Henüz birinci güne başlamadım sadece gemi seyehati izlenimlerimi yazabildim.Öyle bir yazı olsun istiyorum ki cruise ya da gemi ile seyehatı merak eden kişileri de aydınlatmış olayım.10 günlük seyehati yazmak ve fotoğraflar ile süslemek herhalde bayağı zamanımı alacak.İşyerinde yoğun evde akşamları yorgunum.Temmuz sonu Türkiye Alaçatı'ya gidiyorum ve bir ay yokum. Bakalım artık yazıyı  ya Temmuz sonu ya Eylül ortası yayınlarım.Sabırla beklemeye değecek inanın. Bu aylar ofis ve buna ek olarak İngilizce öğretmenliği ile yoğun geçti. Çoğu zaman derslerim için hazırlandım veya yine dersler için edebiyat metinleri okudum ama arada üç kitapta okudum.Bari cruise yazısı öncesi kısaca bu kitapları yazayım dedim.

27 Mayıs 2011 Cuma

Kızımın bale resitali 24.05.2011

Blogumu takip eden bir arkadaşım mail attığım resital anlatısını pek sevmiş.Bloga da yaz.Sen herşeyi güzel anlatıyorsun,ilginç kılıyorsun hem de hatıra kalır dedi.Bende kendisini kırmıyor ve yazıyorum. 
Resital akşamı  çok guzel gecti. Gösteri saat 21.15'te basladi ve 1.15' te bitti!! Geberdik.Dans okulu çok kalabalık.Klasik bale, modern dans,hiphop,breakdance,göbek dansı kursları var. Bunlardan break ve göbek dışında diğer kurslarin 5 ayrı kategorisi var. Yani modern dansa yeni başlayanlar A grubu ve superior ise E. Düşünün modern dansta 5 ayrı kategori var. Klasikte ve hiphopta da aynı uygulama var. Kızım gibi daha kucukler (kendisi şu an 6,5 yaşında üç senedir baleye gidiyor) 2 kere çıktılar. Orta kategoriler üç, superiorlar 3 veya 4 kez çıktılar. Anlayacağınız  bu sebepten o kadar uzun suruyor gösteri. Ama çok iyi hazırlanmışlar. Okulun ayrıca koro ve şarkı söyleme bölümü var.Bir an isim gelmedi türkçe aklıma .Neyse  parçaları hep müzikle öğrenciler  söylüyorlar.  

Dün 42 yaşımı doldurdum kızım pastamı çizdi

dün hastaneye gittim doğumgünümde.kızımın topuğundaki siğili yaktırdık.Yazık bale resitali bitsin diye bekliyordum.Aylardır geçmedi.Havuzdan aldı sanırım.İki dakika doktoru beklerken annene yap bir resim doğum günü için dedim.Pek sevdiği Iphone brushes.app ile bu çizivermiş.Ay çok şeker yıllar içinde kalsın diye kızımın resimleri kısmına ekliyorum. Pastanın üstüne de 42 numara oturtması başka alem.Sanırım onun resitalini de yazacağım bloga. Salı akşamı idi ve güzel geçti hem de çok güzel.

17 Mayıs 2011 Salı

Jimmy Choo ah jimmy choo

Ayakkabı ve çanta çok ilgimi çeker ama blogum sadece bu konular üzerine değil.Ara ara yazıveriyorum. Jimmy Choo'nun ben önce çantalarına aşık oldum nedense.Hatta bir modeli hakkında yazmıştım.Halbuki ayakkabı ile meşhur oldu bu marka ilk başta. Bu sezon ayakkabıları da muhteşem.Hepsine bayıldım ama tabiki tek tek bloga koyamam. Göz ziyafeti için bakınız
Bu sene topuklu veya topuksuz gladyatör sandal yine çok görülüyor. Ben hayret bu sefer topuksuz bir modeline bayıldım. İsmi wish... İstek arzu  demek türkçe. Benimde isteğim temmuz ayında yüzde elli indirimde 37 numarasını bulmak..Hem zarif hem spor çok hoş!!

Karanlıkta diyalog,Körler derneği 07.05.2011


 Böyle değişik bir Cumartesi akşamı geçireceğim hiç aklıma gelmezdi.Yoga kursundan bir arkadaşım çok ısrar etti diye bu aktiviteye katılmaya karar vermiştim.Yine yogadan başka bir arkadaşımızı alarak üç kişi gittik.Nereye mi ? Milano Körler Kurumu'nda  özel bir yürüyüşe ve arkasından aperatif almaya.Bu etkinlik  en fazla sekiz kişilik gruplar halinde düzenleniyor ve önceden yer ayırtmanız şart.Milano merkezde bulunan kurumun binası çok şık ve güzel.Biraz fotoğraf çektim çünkü sonrasında karanlığa gömüleceğimizi biliyordum.

2 Mayıs 2011 Pazartesi

Senelik Bormio Kaplıca terapisi: 16/17.04.2011



soğuk etler ve peynir
ev yapımı ekmek ılık ılık
miföy hamuru ile peynirli sebzeli yemek
Bu sene yine beş kız  arkadaş dağa Bormio kaplıcalarına gittik. Bu kış bir yazımda  milano şubesi düşkırıklığından bahsetmiştim. Ondan bu haftasonunu dört gözle bekliyordum. Geçmişteki yazılarımda detaylı olarak bu dağ kaplıcalarından bahsetmiştim.Bu sefer kaplıca fotoğrafı yok sadece civarı ve Bormio köyünden fotoğraflar koyuyorum.

8 Nisan 2011 Cuma

Baharla gelen yeni kokular ve şişe tasarımları

Ben üniversite yıllarından beri kullandığım kokum Paris Ysl 'den hiç vazgeçmedim. Benim tenime çok uyuyor ve o koku artık benim kişiliğimin bir parçası sanki.Sadece Chanel 5  ile ara ara bu kokumu aldatıyorum diyebilirim.YSL son yıllarda her zaman baharda Paris kokusunun daha hafif  bir versiyonunu limited edition altında çıkardı.Sandal kokusunu daha az kullanıp değişik güllerin esanslarına yer verdi.Hepsini aldım ve severek kullandım.Çünkü aslında hepsi kendi kokumun biraz daha hafif  bahara yakışan haliydi.

4 Nisan 2011 Pazartesi

Milano'ya bahar tam geldi!!

Milano'ya bahar erken geldi. Daha dogrusu erken demeyelim ama farklı geldi. Her zaman Mart sonu Nisan başı ağaçlar çiçek açar veya yaprakları filizlenir ve etraf yemyeşil olur. Kuşlar cıvıl cıvıl öter.Güneş gündüz hafiften ısıtmaya başlar akşamları serin olur ve yedi gibi bahçeden eve kaçarsınız. Halbuki bu sene 22 derece. İlk defa 30 Mart günü kaloriferleri söndürdük.Çok mutluyum. İzmir ve İstanbul'dan sıcak.Hep aklım kalırdı bu sene kalmıyor.Dün kızımla üç saat bisikletle dolaştık.Biraz fotoğraf çektim sizlerle paylaşmak için. Akşam saat sekızbuçukta ben bahçede oturmuş martinimi yudumluyordum ve hava ılıktı.İnanılmaz bir durum burası için.İşin güzeli bu dönem sivrisineklerde yok. Normalde tam dışarıda oturma dönemi ama üşürsün içeri girersin tam havalar ısınır bu sefer sivriler başlar.Bu aralar sanki yaz gecesi gibi.Rutubet hissetmeden üşümeden o saate kadar dışarıda kaldım.Umarım bu şekilde devam eder.Rüya gibi.

Yine resim sergisi kızımdan

Blogspot galiba açıldı Türkiye'de.Şimdi bu yazıma yorum gelirse arkadaşlardan veya herhangi bir okuyucudan anlayacağım herkes görüyor. Çok hoş bahar fotoğrafları çektim onları yayınlamadan önce kızımın birikmiş resimlerini yayınlayayım ki büyüyünce istediği zaman baksın. Bu geleneği başlattım ve sürdürüyorum.
nedense bahar ayında ren geyiği çizmiş

21 Mart 2011 Pazartesi

Oğlusunun resmi

Zaten yazasım yok.Kimse okuyamayacak.Türkiye'de blogspot kapatıldı Digitürk yüzünden. Ama sanırım Google'da da suç var.Digitürk'e sorun yaratan blogları kapattırsaydı bu sorunları yaşamazdık.Mahkeme tüm blogspota bağlı blogları engelledi iş çözülmeyince.Kimbilir ne zaman açılır.Neyse kızımın resimleri başlığında oğlumun dün Brushes app ile yaptığı bir resmi koyayım. En kısa zamanda Türkiye'de blogspot'un açılması dileği ile.

23 Şubat 2011 Çarşamba

Baba ve Piç, Elif Şafak

Dün gece saat 1.30 bitirdim.Az kalmıştı  ve meraktan hadi bitireyim dedim.Öyle bir sonu vardı ki, uykum kaçtı ve saat 2.30'da uykuya dalabildim.Beni inanılmaz etkiledi.Hiç tahmin etmiyordum.Tabiki yazmayacağım ve okuyacak kişilerin zevkini bozmayacağım.Ama kitabı okuyun lütfen.

11 Şubat 2011 Cuma

Dali sergisi,Milan 30.01.2011



Bayağı uzun bir süredir Milano'da bulunan ve çok ilgi gören bu sergiye son gününde gidebildik.Bir kız arkadaşım ve altı yaşındaki kızımla beraberdim.Kızımın resimlerini arada yayınlıyorum.Yaşı küçük olsa da ilgisini çeker diye düşündüm.Hoşuna gitti.Sergi dört temadan oluşuyordu.

3 Şubat 2011 Perşembe

Sonunda Külür yapmayı denedim:)

fırından çıkmış hali

Pişmeden önceki hali hamurun
Aslında yapalı çok oldu ama ancak yazmaya vakit bulabiliyorum.Külür çok özel bir İzmir çöreğidir.Çok az kişi bu çöreği bilir.Çayla çok yakışır:). Rahmetli ninemin yani anneannemin annesinin evinde yıllarca bayramda gelenek olarak yendi.Kendisi 96 yaşına kadar yaşadığı için ben bile yetiştim bu keyiflere.Anneannem geleneği devam ettirdi.Şimdilerde benim ve kuzenlerim için teyzem yapıveriyor ama aile geleneğinin sürmesi için biz dördüncü kuşaktan birinin öğrenmesi farzdı.Senelerdir aklımda ve denemek istiyordum.Zaten çok da özlüyorum.Yaptım bir Pazar akşamı! İlk deneme olarak çok başarılıydı.Bir dahaki sefere daha da lezzetli olacak.Evdeki damla sakızı çok eskimişti ve kokusu kalmamıştı.Türkiye'ye ısmarladım.Gelir gelmez yeniden yapacağım.İnternette külür hakkında çok az yazı ve tarif var.Herkesle paylaşmak istiyorum bu güzel çöreği. İşte tarifi !! Afiyet olsun.En çok çay, İzmir tulumu ve kendi yumurtası ile yakışıyor.Ben eski kaşarla da severim.Beyaz peynire taparım ama külüre hiç yakışmaz.Tabii bu tulum,külür,yumurta ve çay dörtlüsüne yerken reçel ve domates,salatalık,zeytin gibi kahvaltı malzemeleri de keyfe göre eklenebilir.

31 Ocak 2011 Pazartesi

11-12.12.2010 Ardesio Yoga Staji

evden dışarı bakınca gördüğüm
 Araya Noel girdi,öncesinde işler yoğundu, şimdi başlıyorum yazıma.Yılın son gününden bir gün önce!! Kimbilir kaç günde yazarım? Yoga yazılarımı yazmak uzun sürüyor ve belli bir ruh haline girmem lazım.Geçen yazımda da dediğim gibi keşke yoga stajı sonrası hemen zamanım olsa ve o iki günün sonundaki ruh halimle hemen yaşadıklarımı yazıya dökebilsem..

11 Ocak 2011 Salı

Amat, İhsan Oktay Anar

AmatBayağı oldu kitabı bitireli.Ah şu Noel! Bu yazı gibi çok yapmam gereken şeyi aksattı valla.Suskunlar hakkındaki yazıma yorum yazan bir okuyucu 'Amat'ı okurken denizci olacaksınız' demişti.Haklıymış!Tabii bir solukta okudum yine.Yalnız çok denizci terimi ve Osmanlica,Farsça kelimeler kullanmış.O yüzden devamlı internetten bazı sözcüklerin anlamına bakmam gerekti.İnanırmısınız bu beni hiç rahatsız etmedi.İhsan Oktay okurunu  masalımsı ve hayret verici öyküsüne,en ince detaylarıyla olayları,insanları ve çevreyi anlatarak öyle bir bağlıyor ki; ara vermeden okumak istiyor insan.1600 yıllarındaki bir Osmanlı kadırgasında bende yaşamış oldum.Gizemli kahramanlar ve onların tuhaf davranışları ve geçmişleri de eklenince onca anlamadığınız terime rağmen merak içinde okudum ve o dünyanın içinde kayboldum.

4 Ocak 2011 Salı

31.12.2010 Yılbaşı gecesi ve 2011'in ilk günleri

Bu sene yılbaşı gecesi yanımızda iki çocuğumuzda yoktu.Biri İzmir'de anneanne ile diğeri Vieste'de dadısı ile beraberdi.Cuma günü çalışmadığım için üç gün tatil çok iyi geldi. Eşimle keyfimiz ne isterse onu yaptık. Dinlendik,ev keyfi yaptık,sinemaya gittik sonrasında güzel bir pizza yedik.Arada çocuksuz olmak keyifli oluyor valla.Yılbaşı gecesi bir arkadaşımızın annesinin evinde toplandık.25 kişi filan vardı.Ev zaten çok büyük.Italyanların taverna dedikleri bazı  evlerde olan ve yeraltında bulunan geniş salonda yapıldı yemek. Herşeyi catering ile onlar organize etmiş.Hepimiz belli bir miktar para ödedik.Güzel şeyler vardı.Abartmamışlar,çok keyif aldım.
İlk olarak evde yapılan tek yemek olan parmesan ve safranlı risotto yendi.Hazırdı ve soğumasın dedik.Yalnız risottoyu daha önceden oydukları parmesan peynirinin kalıbında servis ettiler. Süperdi.Hele ikinci tabağı aldığınızda dipten alınca, risotto ile birlikte parmesan parçaları da koparıyorsunuz.Risotto'nun sıcaklığı ile yumuşamış oluyor parçalar ve ağızda eriyorlar.Mükemmel...
boş oyulmuş parmesan kalıbı
risotto ile

Ardından evin bilardo masasına yerleştirilmiş mezelere ya da başlangıçlara geçtik.Deniz mahsulleri ile hazırlanmış kanepeler,prosciutto,salame,çiğ somon balığı...