3 Eylül 2009 Perşembe

Bir yaz tatili daha bitti


Iste dondum. Blog yani canim gunluk seni ihmal ettim ama kim Alacati'da keyfi birakip blog yazar?? Belki ileride orada her zaman yasadigimda ve evime internet bagladigimda yazarim:)) Kendimi yazarliga daha cok adadigimda.."Uzun uzun yazarsin tatili sen simdi"dedi dostlar. Ama sanirim kisa ve oz olacak bu sefer. Tatil sonrasi usengecligi ve demotivasyonlugumu nedir?? " Highlight 'lari verecegim" dermisim.

Dolu dolu bir bes hafta idi ama her zamanki gibi yetmedi. Aile fertlerinden kimsenin donesi yoktu
Milano'ya.Artik sabahlari evimden yukari arabama tirmandigim, aksamlari ise indigim keci pislikleri ile dolu taslik Alacati yolunu yuruyemeyecegim.Elde plaj cantalari,bazen kayak,bazen board,bazen top,bazen bira , yiyecek hep eller dolu teptik bu yolu.

Ilk haftasonu tum arkadaslar Rosie'nin evinde toplandik. Herkes vardi. O evde malum Carlsberg bira eksik olmaz. Havuz keyfi ardindan bira,evde yapilmis patates cips,durumler kendimizi yeme icmeye ve muhabbete verdik. Bu ev zaten cogumuz icin ikinci adres. Kizim zaten mumkun olsa hergun gidecek havuza girecek.

Once 31 Temmuz ardindan 29 Agustos Oldies but Goldies partisinde kurtlarimizi doktuk.Hatta ilk seferinde Dj bizimle birlikte kapadi tezgahi sabah dortbucukta. Hos biz hala istek sarkilari isteyerek dansa devam etmek dusuncesinde idik ama Dj pes etti artik. Inanilmaz guzel oluyor bu partiler.Cok iyi caliyorlar ve biz ne ozel istek sarkisi sorarsak onu da hep caldilar. Bizde yasimiza ragmen Micheal Jackson anisina onu aratmayacak sovlar yaptik.

Kumru hep yendi. Bu iki oldies parti aksamin sabahinda uyku oncesi ve tabii her mumkun oldugunda. Cocuklarimda artik seviyor. Onlarinki fis kumru ama sadece salamli icinde domates bile koydurmuyorlar. Ileride sayasli yengeni yemegi ogrenecekler eminim..



Italya'dan getirdigim saraplarin nerede ise hepsini yine kalabalik bir grup bir gecede benim evdeki kosede yuvarladik. Guzel muzik,iyi sarap,iyi muhabbet olunca yine sabah dortbucuklari bulduk. Kose daha baska aksam bircok arkadasima ve aile ferdine kucak acti. Oradaki muhabbetlere doyum olmuyor.



Kizlar birgun Orta kahve'nin evinde, birgun de Matilda'da aksamlara kadar muhabbet edip uzun brunch keyfi yaptik. Ne konusmak ne yemek..Agzimiz durmadi..Bendeniz pek mutlu oldum




Ildir Manzara Kahve'de gunesi batirmayi gozleme ve lokma yemegi ihmal etmedik. Hem arkadas hem aile pek bir kalabaliktik bu sene.


Gerence korfezine kadar gidip orada issiz bir plajda ailece keyif yaptik. Resimler cektik,taslar topladik. Oraya yakin baska bir plajda ayvalik tostu yedik, bira ictik. Kucucuk yolu gozukmeyen bir site,onunde plaj ve Buca'li bir karikocanin islettigi kucuk bufemsi yer..O taraflarda kesfedilecek cok yer varmis. Seneye daha cok zaman ayirilacak.



Tabii Seaside ve issiz baska Alacati plaj ve Kumbeach keyifleride yapildi.



Yusuf Usta'da ev yemeklerine doyamadik. Dost Pide'nin pidelerine ve donerine. En iyi doner orada valla.



Bu sene cok firtinali idi ve cogu zaman serindi hava. Bu sayede evimizin icinde bol bol oturduk terlemeden. Aksamlari da hem gunduzde evin keyfini biraz cikardim. Dergi okudum,nostaljik efes bardagimla bira keyfi yaptim,cocuklarimla kuvette banyo yapip oyun oynadim, kosemde minderlere tek basima yatip gunduz masmavi gokyuzune aksam yildizlara baktim.


Son haftasonu yani 29 Agustos yine kalabalik bir grup Ilica plajinda bulustuk. Ruzgar sifir, deniz dumduz ayni Maldivler havasinda idi. Bira,cekirdek,cerez ve muhabbet. Son son tam bir tatilci havasinda idik hepimiz!! Ramazan dolayisi ile plaj bosalmis bize kalmisti.

Iste boyle bir tatil daha bitti. Beni gulumseten guzel anilari ile.. Yine 11 ay yine bu bes haftayi bekleyecegim. Ilica plaji ise bos kaldi artik. Sadece ben degil tum dostlar Izmir'e dondu.Kuslarda son kalan misir tanelerini yer ve baska diyarlara gocerler.



21 Temmuz 2009 Salı

18-19.07.09 Rosignano Solvay'da camping

Bundan sonra yeni gittigim plajda yere oranin ismini yazacagim. Bu sefer tam ayrildigimiz gun yaptim. Esim "hadi hadi " diyordu cok hizli oldu. Okunmayabilir.. Ama fikrimi sevdim.Tarih bile koyabilirim. Kum islak ve duz olmali idi. Ondan bu guzel okunmuyor.

Neyse gecen haftasonu ani karar ile karsi komsularimizla iki gunlugune kampa gittik. Ancak cadir kurarsak ve plajin dibinde olursak esim yelkenli kucuk teknesi yani laser'i ile denize acilabiliyor.Bu tekne evde garajin tavaninda asili. Arabanin ustune yukleyip yola cikiyoruz. Kucuk bir carrello yani ceker ile tekneyi her yere tasiyabiliyoruz ama tabii otelde kalirsak olmaz. Kampa gidince cadirin hemen yanina cekebiliyoruz. Sabahta uyanip direk plaja sokuyoruz.
Aslinda uc dort gunlugune daha asagi Italya sahillerine Toscana Talamone tarafina gidiyoruz ama bu sefer vakit yoktu. 4.5 saat yerine 2.5 saat yol yapip Marina di Massa'ya inelim dedik.Vardigimizda hava kapali idi. Kamp yeri ve sahil arasindan yol geciyordu. Esim plaja bakmaya gitti ve hemen geri dondu. Girisin dar oldugu ve duvar gectigini ve isin kotusu acik denizde taslarda bariyer oldugunu soyledi. Bu onun tekne ile cikamamasi demekti. Ben hemen atladim. " o zaman biraz daha yol yapalim 60 km kadar ve ne zamandir gormek istedim Rosignano Solvay'a gidelim" dedim.. Hemen iki saniyede telefondan internet'e girip, kamp yerlerinin ismine bakip, bir iki telefon ettik. "Yer var mi? Plajin onu acik mi? " diye sorduk. Yerim ben telefonumu ya cok seviyorum.. Ne buyuk kolaylik... Hemen atladik arabaya 45 dakikada Vada Rosignano Solvay'a varmistik.

Burada dunyaca meshur karbonat sodasi yapiliyor. Baking soda ve ismide Solvay.. Neyse karbonati kadar plajlari da meshur cunku kumu bembeyaz. Ruzgarsiz bir gunde acquamarin rengindeki denizi ile Maldivlerin havasi var. Bizim Ilica plajini da andiriyor ama daha yesil-mavi suyun rengi. Neyse ilk gordugumuz camping'e girdik. Plajin dibinde yer verdiler. Cok bakimli bir camping'di.. Ama nasil firtina vardi.. Cadirlari zor kurduk. Camping Bar'da bir guzel sandvicleri ve biralari goturup keyif yaptik. Saat iki gibi kendimizi plaja atmistik ama 1 saat yatabildik. Plajda in cin top oynuyordu. Cok nadir olan bir firtina varmis iki gundur. Dalgalar adam boyu,deniz gri,her tarafta yosunlar var.Kumlar havaya kalkiyor diken gibi batiyordu. Yerimizden kalkip uzgun cadirlara donduk. Biraz dinlendik sonra gidip Rosignano Solvay kasabasini dolasalim dedik.

Kasaba cok bakimli. Hos parklar,yuruyus yollari var. Marinasina biz ruzgardan gitmedik. Her yer dolu idi. Pazari da vardi aksam icin hazirlaniyorlardi.Gokyuzu resimde goruldugu gibi masmavi ve bulutsuz idi.Ama ne ruzgar,ne ruzgar.Ustumuzde sweatshirtler ile dolastik cunku golgede gunes isitmiyordu. Serin olmasina ragmen bir dondurma keyfi yaptik. Italyanlarin dondurmasi meshurdur..Biraz moralimiz bozuldu tabii. O kadar yol gel, denize gireme !!

Neyse camping'e geri donduk. Biraz uyuduk zaten yapacak baska sey yoktu.Aksam dokuz gibi bu sefer yuruyerek Rosignano merkeze yemek yemege gittik.Zaten bisiklet yolu var ve herkes bisikletle. Bizde yediklerimizi hazmederiz dedik. Hata yapmisiz yer ayirtmamisiz. Kriz nerde!!! Millet disarida yemekte.Restoranlar,pizzacilar dopdolu.Allahtan hava hala serin diye bahcede degil de iceride yemegi kabul edince bir restoranda yer bulduk. Aksam on gibi yemek yemege basladik diyebilirim. Ama tum yavasliklarina ragmen yemekleri cok iyiydi.

Soyle onden tuscany usulu bir peppata di cozze soyledik. Midyeleri pisiriyorlar direk tencereye koyup,midyeler acilinca ustune su birakan domates dilimlerini koyup biraz bekletiyorlar. Sonra bol ama cok bol karabiber ekip ustune servis yapiyorlar. Tabii bekleyen pismis midyelerin saldiklari su, domates suyu ve karabiber ile karisinca enfes bir tat meydana cikiyor. Yani soyle yumusacik midyeyi agizinda yuvarliyor ve sonra huppp diye o karabiberli domatesli sudan icine cekiyorsun. Sarmisak yok agir degil. Bir yudumda beyaz sarabindan aliyorsun.. Oh esimin ve benim keyfime diyecek yoktu.. Yani biz cok seviyoruz bu tip pisirilmis midyeyi.Tuscany yoresinin bizim koy ekmegi gibi bir ekmegi var ve tuzsuz.Onu da o suya baniyorsun..Arkadan yine degisik midyeli taze domatesli spaghetti yedik. Komsular degil ama biz ustune ikinci yemegi de aldik. Ben levrek esim degistirip filetto yani kalin kanli et aldi. Igrenc.. Ama tuscany meshurdur oyle et italyan yemeklerini bilen, bunu da bilir.

Isin komigi sofrada ne varsa silip supuyoruz. Zaten kizim domatesli makarna yemisti ona gelen
parmesan kucuk tabak icinde kucuk kasik ile geldi ortaya. O hizini alamadi ve evde arada yaptigi gibi direk o kasikli icinden yemek istedi. Tabii biz dort kisi bir agIzdan "nooooooo" diye bagirinca yazik korktu agladi. Kizim restoranda olmaz bu dedik.. Ama biz bu sekilde bagirirken garsona da yakalandik. O olay oyle bitti.. Bu sefer esim etin sadece kucuk bir parcasini birakti. Biraz patates garson alip goturecek ben ve kiz arkadasim hemen "ay durun biz yeriz" dedik. O anda tabaga arkadasim atladi ve kucuk parca eti aldi ve o anda ne oldu ise oldu ve et firladi ve ucarak goguslerinin arasina dustu. Yani ne diyeyim garsona rezil olduk derken gulmekten yerlere yattik tabii. Biz guluyoruz garson guluyor. Hos bir andi. Ben birde hemen bize annelerimiz tabagimizda yemek birakmamayiogretti dedim.

Karnimiz doymus keyifli geldik yattik ugulduyan ruzgari dinledim ve icimden gecirdim nasilsa uyku rahat uyumam yerde sabah erken gozum acilinca hemen plja gidip bakayim ve dumduz deniz goreyim. Sabah bes gibi ruyamin ortasinda uyandim kahkalar icinde hemen esime anlattim unutmayayim diye. Dar koy yollarinda panda marka araba ile ninem ile ralli yapar gibi araba ile gidiyorduk. Oyle gulmek gelmiski ama ruyadan kahkalar atiyorum. Sonra cevre cadirlarda uyuyanlari uyandirmamak icin sustum yeniden uykuya daldim. Gozum sabah 7.30 gibi acildi ve hemen cadirdan ciktim,cit cikmiyordu ve ruzgar kesilmisti. Hemen plaja yurudum ve dumduz bir deniz vardi ve bir esinti bile yoktu. Artik uyuyamadim hemen esimle semsiyeleri en onde diktik.Sandalyelerimizi ,havlulari koyduk. Sonra yaninda cappuccino ile sicak firindan cikmis bara gelen brioches'lari yani italyan tatli croissant'lardan yedik.Ve kendimizi plaja attik.

Sabah plaj cok guzeldi..Kalabalik degildi. Guneslendik,denize girdik. Esim komsumuzla 1 saat cikti denize laserle. Komsu inince ben ve kizim atladik azicik bizde dolastik. O kadar yolu teptik deniz,yelken,gunes keyfi yapamasak cok uzulecektik. Aksam altiya kadar plajda kaldik.Aksamustu acayip kalabalik oldu inanamadik. Resimdeki bos plaj tiklim doldu gencler ile. Oglen yine bira,sandvic keyfi yaptik camping bar'da.. Aksam altidan sonra cadirlari topladik saat sekizde Rosignano'ya veda edip yola ciktik...Biraz kalabalikti yollar. Milano'ya geceyarisi vardik.Pestil halde yerlestik.Ama mutlu oldugumuz icin agir gelmedi. Ben manyak olarak birde camasir bile koydum gece gece makinaya..:))

Kızım da brushes'ı sevdi.

Yani ben malina cok duskun biri olarak iphone'cugumu cocuklarin eline asla vermiyorum. Bu yaz plajda bile kum,yag filan olur ben zaten sakarim,yanima bile almayacagim. Artik ipod dinlemeyiveririm. Zaten cocuklar ile ugrasip arkadas ve annem teyzem kuzenlerimle konusmaktan zaman kalmaz her zamanki gibi.Brushes ile resim yapamam plajda ama fotograf cekerim artik makinamla.

Neyse konu dagildi yine. Gecen gun benim cizdigimi goren kizim cok yalvardi. Verdim telefonu eline. Yani alttan ben tuttum tabii. Var mi bende göz:)) O da sevdi brushes'i iki saniye de ciziverdi yine. Ilk resim evimiz kendisi ve bacadan cikan dumanlar. Ikinci resim gokyuzu ve alltaki kahverengi seyde bizim olen irish setter kopegimiz Lena. Ondan o renk..

20 Temmuz 2009 Pazartesi

14 Temmuz, San Siro Stadyumu Madonna Konseri.

Bu konseri cok bekledim. Subat basi biletleri aldik ve biletler satisa ciktigi gun bittiler. Cok pahali idi ve ucuncu galeri daha yuksekten yer almistik. Konser sonrasi herkes hemen yazarim sandi ama elim gitmedi bilgisayara. Biraz psikolojik sanirim. Konser aslinda guzeldi ama ben cok daha fazlasini bekliyordum. Hayalkirikligina ugradim. Ayrica ses sistemi belki cok iyiydi ama tam ortaya tepeden asili 4 ayri hoparler koymuslar. Herhalde hepsinden cikan ses eko yapiyordu ve bize daha yuksek yere ciktiginda dagiliyordu. Aslinda sahneyi bayagi iyi gorduk ucuncu galeri olmasina ragmen. Buyuk ekranlarda yardimci oldu ama bu eko yuzunden cogu sarkiyi hemen anlayamadik.
Bir onceki hafta ayni stadda U2 konserine gidenler ses duzeninin cok daha iyi oldugunu soylediler. Adamlar zaten sahneyi ortaya kurmuslar. Muhtesemmis . You tube'den baktim biraz videolara dogru gercekten. Madonna'da iyi tane tane anlamak icin en onde olmak lazimdi.

Ayrica Madonna'nin sesi kisik ve bogazi agriyormus o gece. Sonra gazetelerde okudum. O gece de soylemis bu durumunu seyirciye tesekkur etmis verdikleri enerji icin ama biz tepelerden duymadik. Tabii son albumunden cok sarki soyledi. Ben hepsini bilmiyordum ve eski sarkilardan daha cok soylesin istedim. Herhalde bu da beni biraz hayalkirikligina ugratti.

Tabii sahne duzeni,isiklandirma,genel olarak koreografi, sov ve danslar,balerinler muhtesemdiler. Cektigim videolarda bunlari hicbiri gorunmuyor:(( Sadece kalabaliktan gelen heyecan ve Madonna sesi biraz duyuluyor. Sahnenin iki yaninda buluna iki M harfi hep renk degistirdi ve isik oyunlari superdi. Sahneden ortaya gelen yol ile birlesen bir yuvarlak kucuk sahne daha vardi.Orada cok dans edip sarki soylediler.

Eskilerden La Isla Bonita,Get in to the groove,Holiday,Vogue,Like a Prayer soyledi. Programda Hung up ve mitik sarki Like a Virgin da varmis ama soylemeden bitirdi herhalde bogazi cok kotu idi. Get in to the groove soylerken cok hos kucuk kiz gibi kirmizi mini etekli,uzun siyah corapli ve lastik ayakkabili idi. Deli gibi dans etti ve ip atladi. Koreografiler muthisti zaten. Konser baslarken sahneye girisi superdi. Eski model bir rolls royce ustunde kendisi ve balerinleri taa ortadaki sahneye kadar geldiler. Videolari cekerken tabii dans etmeden duramamisim. Yine bayagi hareket var tabii. Once azicik bir Get in to the groove havasi vereyim. Madonna'yi kirmizi minili gormek veya rolls royce da gormek isteyenler ve like a prayer'e soylerken gormek icin bu verdigim yukaridaki pembe alt yazili linkte youtube'a girip bakabilirler.


Tabii Micheal Jackson anisina" Wanna be starting Something" sarkisini soyledi. Arka ekranda kocaman Micheal'in cocukluk resmi belirdi ve onun yarattigi moon walking dansini yapan bir balerin sarkiya eslik etti. Link verdim yine mecburen..

Tabii Miles Away,She's not Me,4 Minutes gibi yeni albumden olan sarkilar ve danslar ve koreografi yabana atilacak gibi degildi.Kiyafet degistirirken de koydugu dunya da savas,aclik yardim bekleyen insanlar ve cocuklari gosteren videolarda cok basarili idi. Aferin bosa bir vakit harcamamislar.

Bitiris sarkisi olarak "Give it to me" soyledi. Onu da biraz videoya cektim ve koymayi basardim kisa diye sanirim. Cunku beyaz isimlar ile cok hostu. Herkes delirdi dans etti soylerken sonra da "the game is over" dedi ve gitti. Bir daha cikmadi. Ona da bozuldum. Kac tane konsere gittim. Herkes ama herkes geri dondu ve birkac sarki soyledi. Annie Lenox'dan sonra ilk defa bir sarkici geri donmedi hayranlarina bir sarki daha hediye etmek icin..

Konserde ortaokuldan kalma yesil benetton elbisem vardir hala durur ve severek kullanirim. Madonna zamanlarinin elbisesi o. Cok giydim o donemler. Bilhassa ona ve o donemlere itaf olsun diye giydim..

Bu konserde gecti gitti bekledigim gibi tepinmedim,delirmedim ama guzeldi tabii. Artik Subat 2010 Vasco Rossi konserine bekleyecegiz. Biletler alindi bile.. Italya'nin buyuk rock'cisi..

3 Temmuz aksami degisik bir aperatif

Bayagi bir ihmal ettim blogumu. Blogculara tavsiyeler diye bir yazi gondermisti bir arkadasim birkac ay evvel. Iste efendim daha cok okunsun veya takipciler birakmasin hep okusun diye yapilacak seyleri ve tiolari yazmislar. Bunlardan biri de bol bol degisik yazilar yazmak,resimler koymal. Baktim ben iyice ihmal etmisim blogumu,uzun zamandir hic yazi yazmamisim. Hos ben herkes okusun diye acik biraktim girisi ama "oyle takip edilen blogcu olma derdinde2 degilim. Biri kesfeder okursa hos tabii ama bu blog kendim,arkadaslarim ve ailem icin bir gunluk niteliginde. Nitekim simdiye kadar hicbir yabanci yorum yazmadi yazilarima. O yuzden acaba arkadas ve aile disinda okuyan var mi diye merak ediyorum..??:))

Neyse iste canim isterse yaziyorum.. O kadar.. Bu aralar aslinda pek bir yogunum ama hem ustumde bir tembellik var hem bir yorgunluk . Acayip hallerdeyim.. Pek oyle iste de sakin olamadim kafami toplayip yazmak icin. Genelde evde degil ofiste yaziyorum ya..

Temmuz'un ilk haftasonu Turkiye'deki yeni acentamizin muduresi geldi. Zaten genc. Onunla Cuma aksami tum ofis olarak hos bir yerde uzun bir aperatif aldik.Kucuk bir ortacag satosunu andiran zamaninda korunma amaci ile yapilmis bir binada. Rocca Brivio adinda, bizim ofise, hepimizin evlerine cok yakin. Yazlari klasik muzik veya caz konserleri oluyor halka acik. Resim sergisi ve buna benzer sergilerde duzenleniyor. Acikcasi dibimde olan bu guzel yere bende cok az gidiyorum. Bir onceki Cumartesi Melegnano bisiklet klubu ile Melegnano'dan bu kucuk satoya gece bisiklet ile gidip uyku tulumlari ile icinde uyuyacaktik. Kucuk kizimla ben katilacaktim ama cok yagmur yaginca Eylul'e sarkittilar.
Kismet bu misafirimiz ile aksam icki aperatif almakmis Rocca'da. Esim Turkiye'de oldugu icin kizimi da aldim. Gece onbire kadar orada kaldik. Kirmizi sarap esliginde kucuk pizzalar,soguk etler,soguk makarna,pilav daha bilumum istah acici yani starter'lar ile italyan usulu aperatif aldik. Tabii aksam yemegi oldu bu bizim icin. Saat dokuz gibi caz konseri de basladi. Sivrisinekler olmasa cok hos bir aksamdi.

Zaten tarla ve ekili yerlerin dibinde olan bu satoda isiklarda yaninca sivrisinekler herkese saldirdilar. Maalesef cok daha iyi onlem almalari lazim. Bunu yonetime soylemem lazim. Ama tabii kirda tarlalarin arasinda oldugu icin ne yapsan fayda yok. Tabii ilaclama da yasak ekili yerler yuzunden. Birkac resim daha koyuyorum. Yer super. Bu arada tabii 7 euro verip bir bardak kaliteli sarap icip diledigin kadar yemek yiyorsun. Boyle birsey Turkiye'de hayal.Birde yaninda live music.. Tabii bir bardak sarap kesmiyor ikinciyi yine 7 euro verip aliyorsun aperatif yemekleri dahil diye ama yine ucuz Turkiye'ye gore:)) Sarapta ne kaliteli hemde.. Cok kiziyorum ulkemize bazi konularda , bilir dostlarim. Zaten turk arkadaslarim yanimda olsun istedim o gece. Turk misafirimizde bayildi mekana..



Ayni misafir ile Cumartesi aksami ofise yakin meshr balik lokantamizda yedik. Bu sefer yemeklerin resmini cekip yazmaya usendim. Inanilmaz guzel bir spaghetti yedim. Taze domastesli ve deniz kestanesi. Deniz kestanesinin icinde olan kendini diyelim haslamislar azicik. Kucucuk yumasik beyaz bir et ama cok lezzetli. Balik olarak kirlangic yedik, firinda kaperi domates patates ile . Lezizdi.Tatli da ilk defa denedim. Pasta frolla alti boyle biskuvi gibi cikolatali ustune krem santi ve dag meyveleri .. Iyidi. Pazar gunu butun gunu patronumun evinde ve cevresinde gecirdik. Oglen oralarda olan tipik bir italyan trattoria'sina gittik. Orada da bendeniz bir guzel yedi ve resim cekmedi.. Iki cesit risotto,ravioli'ler vs vs. Ama resimsiz anlatmanin alemi yok. Bu haftasonu gurme idi ama gurme yazarinizda is yok. Bir tembellik var ustunde:))

9 Temmuz 2009 Perşembe

Yine yemek yiyoruz..

Bu aralar gelen giden oldu misafir is icin. Guzel yemekler yiyorum ama yazamiyorum... Usengeclik var aslinda ama birde ortamlar yemekleri resimlemek icin musait degildi. Yani musterinin yaninda hemde japon diyemedim " benim blogum var, yedigim guzel seyleri yaziyorum,resim cekecegim "

Bugun deniz kestaneli spaghetti yedim taze domates sos ile. Enfesti. Italyanlar deniz kestanesinin icini bile yiyorlar. Aslinda cigde yerler ama hafif haslanmis olarak eti superdi. Kirlangic baligi yedik ustune, firinda ama bu sefer bol domates soslu ve kaperi ile .Tatli olarak cikolatali frolla yapmislar yani biskuvi gibi bir tat. Ustune krem santi ve dag meyveleri. Ahududu,framboaz,dut..

Gun sayiyorum yaz tatiline ve Madonna konserine.

Su aralar jazz festivaline katilmak icin Istanbul'da olmak vardi.. UmbriaJazz'a da katilmayali cok oldu. Ahh..

Ilk defa resimsiz yazi koydum.. sanirim..

3 Temmuz 2009 Cuma

Az kaldı Alaçatı'ma kavusmama


Artık çok özledim. Iphone brushes programi ile yine iki resim yaptim ve tabii konu Alaçatı oldu. Gun saymaya basladim. Bugun itibari ile 21 gun kaldi. Esim ve oglum oradalar simdi. Her sene Temmuz basi esim oglumu goturur ve biraz kalir. Aklim onlarda valla.Bu sene bol resim cekmek isterim sonra bloga koymak icin. Umarim mumkun olur. Bes hafta kaliyorum ama yine doyamiyorum. Şöyle bahçemdeki sezlonga ayagimi uzatip hafif esen ruzgarda keyif yapmayi ozledim. Esintili sokaklarinda plaj cantam elimde cocuklar ile arabama yurumeyi ozledim. Aksam evden cikip Yusuf Usta'ya yuruyerek yemege gitmeyi,carsidaki firindan pogaca simit alip bahcemde uzun uzun kahvalti etmeyi ozledim.

Sokakta yururken bilimum rastladigim tanidikla ve tabii yan komsularimla selamlasmayi, Agustos sonunda dogru salca yaparlerken evime kadar gelen kokuyu ozledim. Aslinda salça yaptilar mi mevsim sonu geliyor ve benim gidis yaklasiyor demektir ama..

Babylon'da muzik dinlemeyi,ayi batirmayi, oldies but goldies partisinde eski muziklerle dans etmeyi ozledim. Araba ile Alaçatı'dan cikip Seaside'a giderken ilk karsina cikan surfculerin koyunda birbirinden guzel surf yelkenlerini rengarenk civil civil gormeye hasret kaldim.

Daha sayabilirim.. Kendi mor kapilarim,pencerelerim ve ferah evim kadar Alaçatı'daki tüm mor ve turkuaz kapıları, pencereleri ve tas evleri özledim.Orta kahvede veya cami altindaki kahvede soluklamayi,pazari,birbirinden guzel dukkanlari ozledim.

Ay hadi artik kavusayim ikinci yuvama...

29 Haziran 2009 Pazartesi

Monet resim sergisi ve Milano'da gezinti

27 haziran cumartesi icin kizimla Monet sergisi programi yapmistim. Kopegimizin ani olumu ile bu programi iyiki yapmisim dedim kendime. Ana kiz Cumartesi biraz hava degistirdik. Zaten sabaha karsi oglumu ve esimi Izmir'e yolcu etmistim. Ben Monet hayraniyim. Esim pek sevmez yani ona biraz ayni gelir. Zaten Eylul sonuna kadar Milano Palazzo Reale'de devam edecek bu sergiye benimle gelmezdi. Bende kizim ile gideyim dedim. 4,5 yasinda olsa bile bana arkadaslik etsin, guzel tablolar gorsun ici acilsin diye.

Milano'daki kraliyet sarayinin gecmisi 1100 yillarina uzaniyor,maalesef her bolumu muze olarak halka acik degil henuz. Halka acik bolumunde hep degisik sergiler duzenleniyor. Tabii kizim iceri girer girmez "bir ooo , wow ne guzelmis" dedi. Boyle seylerden zevk almasi cok hosuma gidiyor. Merdiven ve tavanlarin hasmeti onu etkiledi demekki.





Tabii resimler ve sergi superdi. 1900-1923 yillari arasinda yapilmis 20 adet muhtesem Monet tablosu gordum. Sanatcinin eserlerinin buyuk bir bolumunu barindiran Paris Marmotton muzesinden ilk defa bu kadar cok eser bir defada disari cikmis sergi icin.Bende o muzeyi Paris'te iken ziyaret etmemistim. Bu sergi cok iyi oldu. Hic gormedigim eserlerini hayranliklar seyretme sansini yakaladim bu sergide. Ben cok seviyorum Monet'iyi kendisinin dedigi gibi. O demiski cogu kisi eserlerimden bir anlam mana aramaya calisiyorlar ama sevmeleri askla yeterli. Bahcesindeki bitkilerin resmini yapmis. Niluferler,iris,kiraz cicekleri,japon kopruleri,salkim sogutler...Gercek ve hayal arasi bir ruya gibi resimler. Iste bayildigim her zaman ruhumu oksayan Monet.

Sanirim sergide gordugum resimleri blogta kopyalayip tek tek gostermem imkansiz cunku yasak olabilir. O yuzden Italya'nin bas gazetelerinden La repubblica'da cikan yaziyi link verdim. Italyanca olsa bile resimlerin sekiz tanesini veriyor. Ilki favorimdi..

Kizim sergiden cikinca anne beni boyle guzel yere getirdigin icin cok tesekkur ederim dedi ya o beni mest etti. Tum kosturmalarini elimi cekistirmelerini unuttum. Cikinca sehrimizin meshur gotik katedralinin birkac degisik acidan resmini cektim. Yine dayanamadim.. Ama cok seviyorum su Duomo katedralini..Metro cikisi merdivenler ile yukari piazza'ya ciktigimda karsima tum heybeti her ciktiginda hemen icime bir enerji ve mutluluk dolmustur.




Kizima soz verdigim kocaman Hello Kitty balonunu aldim. Koluna bagladik ve hello kitty yanimizda bir uclu dolastik sokaklarda. Arada kucagina alip konusuyor ve sariliyordu. Cok sekerdiler beraber. Dondurma yedik birkac dukkana girip ciktik bana musade ettigince.

Donuste guzel dukkanlara daha da bakayim ve degisiklik olsun diye via monte napoleone'den gecirdim onu baska duraktan metroya bindik. O sokaklardaki guzel dukkanlar alamasam bile icimi aciyor benim. Bu sefer birde Ferrari son modeli cikmaz mi karsimiza. Oyle park etmis sokakta. Gelen gecen cevresinde bakiyor,fotografini cekiyor. Iste monte napoleone oyle bir sokak. Muhakkak guzel arabalara rastlarsiniz tum yil. Tabii firsati kacirmadim bende bu enfes arabayi resimledim ve izledim.



Motoru da arka camdan gozukuyordu. Pek bir hostu. Arabayi gorunce kizimin yorgunlugu filan gecti..

Köpeğimiz Lena'yı kaybettik.

Sevgili köpeğimiz Lena, Cuma aksamüstü uykusunda hayata gözlerini yumdu.15 agustos gunu 15 yasini dolduracakti. Hasta olup aci cekerek veya igne ile yasama veda etmedi. Guzelce yaslanip, hic aci cekmeden kalbi durarak oldu. Herhalde insan icin zaten en guzel olan bu olum, bir kopek icinde en iyisi. Aksam eve geldigimde arabayi garaj sokarken hep gelir bakardi, cuma yoktu ama farkina varmadim telastan. Cocuklara dus aldir,oglum ve esim ertesi gun Izmir'e ucacaklari icin son hazirliklari yap derken saat sekizi gecti. Esim isi cok oldugu icin gec gelecekti. Nihayet ortalik durulunca mutfagin ordan copu atarken Lena'nin yemegine bakayim dedim ve onu hemen kulubesinin orda yerde serilmis yatarken gordum. Cok yaslandigi ve bacaklarinda romatizma basladigi icin cogu zaman oyle serilip yatiyordu. Yanina yaklasinca bir garip geldi ve karninin hareket etmedigini gorunce o an anladim ama kondurmak istemedim. Iceri girdim ve bir daha disari cikamadim. Esim gelene kadar zaman zaman cocuklar ile mutfagin kapisindan kopegimize bakip ne oldugunu anlamaya calistik. Uzulen cocuklarima " ama cok sansli cunku olduyse bile hic aci cekmedi ve uzun bir hayat surdu" laflari etmeye basladim. Dokuza dogru babamiz geldi ve gorur gormez kotu teshisi koydu. Tabii gercek kesin olarak yuzume vurulunca benden yaslar bosandi.. Kucuk kizima "aslinda olmedi doktor yarin teshis koyacak filan" dedik ve onu dadisinin evine yolladik. Gece ucte oglumu ve esimi havalani otobusune goturecegim icin kiz bizim evde uyumayacakti. Onu oyle yolladik yoksa uyumazdi artik. Oglum tabii ancak saat ikide uyuyabildi. Once bizim eve yakin kirlara, hep dolastigi tarlalara gomelim dedik. Bisikletler ile yagmur altinda gittik koyun disina ama kurek ile degil derin bir cukur kucuk bir delik acmak bile mumkun degildi. Toprak cok sertti. O yuzden veterinerini aradik ve oraya goturduk. Tum olen kopeklere oldugu gibi bir olum sertifakasi imzaladik ve yakilmasi icin orada biraktik..Cok isterdik yakinimiza gommeyi ama zaten yasak birseyi yapacaktik ve mumkunde olmadi. Toprak buna izin vermedi.

Cinsi kirmizi irlanda setter'i idi. Kendi halinde olmayi seven tipik bir av kopegi idi. Evlendikten 5 ay sonra almistik. Biz onunla beraber buyuduk ve olgunlastik. Sanirim ilk ve son kopegimiz Lena olacaktir. Cocuklarimiz yokken onunla daha cok dolasirdik. Cok guzel dag ve yuruyus anilarmiz vardir. Gencken ok gibi firlar saatlerce dag yollarinda sularin derelerin icinde hic yorulmadan en onden yururdu. Guzel bir kopekti. Bizi hic uzmedi. Tek yaptigi bahcemizde bol delik acmak ve cicekleri ,bitkileri mahvetmek oldu. Nitekim senelerce kizim dogana kadar duzgun bir bahcemiz olmadi. Son zamanlarda cok az kaziyordu bahcede yaslandigi icin. Cok daha rahattik tabii isterdim bir iki sene daha yasasin bu hali ile. Gokgurultusu ve simsek ve firtinadan cok korkardi. Kimseye havlamazdi copcu ve postaci disinda. Bir kisiye zarar vermedi hayati boyunca. Av kopegi oldugu icin hemen arkamizda bulunan kirlara ve tarlalara yuruyuse gittigimizde sulun avi zamani avlanmaya alistirmamiza ragmen icgudusel olarak kac tane sulunu saklandigi yerden cikartmisti. Ilk yillarinda bir komsunun kacan tavugunu bogazlamisti. Tek vukuati budur herhalde.

Disari cikmak icin tasmasini aldigimizda veya bisikletleri cikardigimizi gordugunde hemen ulumaya ve sevincle havlamaya baslardi.

Lenoskusumuz, ben arada ona oyle diyiverirdim, seni cok ozleyecegiz. Her zaman kalbimizde yasayacaksin. Iyi bir kopektin ve cekmeden cektirmeden veda ettin. Olumunde bile dusunceli davrandin. Seni cok seviyorum.

25 Haziran 2009 Perşembe

Mor pembe yaz aksamları


Brushes ile iphone'da ciziyorum zaman oldukca. Hep turuncu var aklimda bu aralar. Milano ovada kurulu oldugu ve biz sehir disinda yasadigimiz icin aksam gunes batarken cok guzel goruntuler oluyor. Gunes aksam dokuz gibi gec batiyor. Belki de ondan turuncuya taktim ben..

Bahçem cok huzurlu, yemyeşil.Terastan bakinca karsı evleri görüyorum. Evlerin siyah dam ve bacalarinin arkasinda pembe mor gökyüzünü. Güneş batıyor ama o görüntü uzun sure kaliyor. Hava mis gibi tertemiz. Kuslar durmadan civildiyor. Komsularin bazisi disarida bahce suluyor bazilari iceride yemekte. Tipik yaz aksamlarinin sesleri var havada. Tabak catal kasik sesleri,konusmalar, acik televizyondan gelen spikerin sesi.

Cok seviyorum yazi, Izmir'i cok ozlememe ragmen Milano'nun serin aksamlarinda ustumde ince bir battaniye bahcede mumlar esliginde oturmayi da seviyorum.

Yine resimler ve hayattan parcalar

Bu aralar acayip yogundum ve futursuz bir sekilde blogumu gunlugumu ihmal ettim. Oglum ilkokulu bitirdi. Ogretmenleri ve sinif arkadaslari ile bir kapanis yemegi yaptik. Ogretmenleri gozyaslari icinde bize bir konusma yaptilar tabii bizde duygulandik. Okulun son haftasi besinci sinif olarak okula gitmediler ve dagda bir ciftlik evine okul gezisine gittiler. Cok eglenmisler tabii. Zaten koyde yasamanin avantaji. Okulda tek bir besinci sinif var ve 14 kisiler.

Seneye ortaokula basliyor ve Aralik sonu 11 yasini bitirecek. Zaman nasil cabuk geciyor. Saclar uzun bir havalarda ki sormayin. Bahar ve yaz zamani bizim yasadigimiz yer cok guzel oglum bisikletinden inmiyor. Devamli sokakta. Tum arkadaslar bulusup koyun meydani ve sokaklarinda geziyorlar. Tabii erkek cocuklarin vazgecilmezi olan top oynamayi hic ihmal etmiyorlar. Gecen gun tum cocuklari gunes altinda ustleri ciplak futbol oynarken gorunce kendimi Brezilya'da zannettim:)

Oglum iki gun sonra Alacati'da olacak. Ona ozenmiyorum desem yalan olur. Iki ay orada kalma sansina sahip.Yillar sonra o da belki bu yazdiklarimi okur. Artik o kizim gibi fazla resim yapmiyor. O resim yaparken benim blog yoktu. Yalniz Micky Mouse veya baska cizgi romanlara bakarak karikatur ciziyor. Hic kopya kagidi kullanmadan. Epey yetenekli . Ileride cizgi roman ressami olmak istiyor!! Bakalim kac defa fikir degistirecek. Ona bloguma yaptigi bir cizimi koyacagima soz vermistim. Meshur Brezilyali futbolcu Kaka'nin Donald Duck havasinda yapilmis bir cizimini sectik.

Kiz dersen bu sene anaokulunun ikinci senesini bitirdi. Okul bu ay sonu bitiyor ama 27 Mayis'ta kapanis partisi ve musameresi yaptilar. Tabii benim ilkokulda yaptigim musamerelere gore cok daha basit ama hostu. Sarkilar soyleyip dans ettiler. Onlarin kucuk sandalyelerine oturup gosteriyi seyrettik. Bu arada yaptiklari bazi cizimleri duvara asmislar. Kiziminkini gozlerim aradi ve bulup resmini cektim. Bize geri gelmiyor bu resimler. Resmen savasi cizmis.Nitekim sorunca bana savas ve top dedi. Cok enteresan bir resim bu. Ne de olsa televizyon ve dergilerden gordukleri ile etkileniyorlar. Once bu resmi koymak isterim. Savas resmi olmasina ragmen gunes var ve renkli. Tabii topu televizyonda gormedi sanirim Venedik Arsenal'inde ya da eski bir ortacag filminde gormustur.Cunku simdiki korkunc savaslarda nerde o toplar.

Tabii hergun okuldan bir resim cizip bana getiriyor. Bazen evde ciziyor. Birkac tanesini topladim ve fotografini cektim. Hayal gucu fazla calisiyor. En ust solda bizi sofrada cizmis,yanindaki resimde dondurma kulahlarini yapmis. Altta solda okul otobusu,yaninda evimiz ve kendisi, en altta ise balik ve bir kopru sanirim.


Buyuyorlar cabucak. Temmuz ayinda kizimla yalniz kalmam iyi oluyor. Cok ilgi isteyen bir cocuk ve cok hareketli.Bol bol Turkce konusacagim onunla ve annesine doyacak. Cunku iki cocuk olunca bolunuyorsun mecburen. Alacati'ya tatile geldigimde beni ozleyen aile ve arkadaslarim beni sarip sarmaliyor. Kizim bana en cok Temmuz ayinda doyuyor. Ilk iki hafta oglani Izmir'e goturen babada yok. Basbasayiz yani. Hemen haftasonu icin ilginc iki program yaptim. Haftabasi blogda yazarim.

16 Haziran 2009 Salı

Yine resim cizdim


Dun bir tane daha resim cizdim. Programi ogreniyorum yavas yavas. Brush fircayi inceltip kullanmayi da kesfettim. Bahcemdeki lavantalar oyle guzel oldular ki onlari cizeyim dedim. Bu sabah bahcemi sularken mis gibi kokuyorlardi. Aksam kesin arilar gitsin bir demet toplayip kurdele ile baglayip asacagim. O kadar cok lavantam var ki kurutup bir suru kese ile dolap kokusu yapabilirim ama zamanim yok bu isler icin. Ben ya toplayip asiyorum sus oluyor ya da hasir sepet icine koyuyorum. Kendimi Provence'da zannediyor sevindirik oluyorum.

15 Haziran 2009 Pazartesi

Gelibolu,Uzun beyaz bulut ,Buket Uzuner


"Çanakkale 2000 Çanakkale Savaşları'nda ölen büyük dedesinin kayıp mezarını aramak için Gelibolu'ya gelen Yeni Zelandalı genç bir kadın ve Çanakkale Milli Parkı'nda bastonuyla dolaşan Türk Nine'nin akıllara durgunluk veren seksen beş yıllık sırrı... Çanakkale 1915 Osmanlı teğmeni Ali Osman Bey ile Anzak Er Alistair John Taylor'ın birlikte insanlığa verdiği dehşetengiz ders.. Tarih kitaplarında yer almasına henüz hiçbir milletin izin vermeye hazır olmadığı büyük insanlık sınavı: Aynı adam aynı savaşta iki düşman ülkede savaş kahramın olur mu? Ya da: Tarih düz okunacak bir metin midir? Ve tarih yeniden yazılmalı mıdır? Buket Uzuner, romancılığının doruklarında bir başyaptı daha imza atıyor." diye yazmislar kitap hakkinda arka kapakta. Bu cok iyi yazilmis kitabi uc dort icinde okudum diyebilirim. Araya isler,baska dergiler,oyalayacak baska aktiviteler girdi ama bu kitabi da cabucak bitiriverdim. Elime alabildigim zamanlar 1 saattan once birakamadim,gece okuyup su aralar cok yorgun olmama ragmen.

Canakkale savasini okullarda ogrendik ama bu kitap ile birebir o vahseti yasadim. Hem kendi askerlerimiz hem hic alakasi olmadan Ingiltere icin savasan zavalli Yeni Zellandali ve Avustralyali askerler icin uzuldum. Ataturk'un buyuklugunu bir daha gordum. Savasi tam gercek hali ile son derece akici bir dille anlatmis Buket Uzuner. Iciniz aciyor ama"ay ne kadar bayici,detayli,fenalik getiren bir kitap" demiyorsunuz. Merak icinde ve uzulerek okuyorsunuz. Buyuk dedesini aramaya gelen Viki ve karsilastigi Beyaz nine ile yasadiklari sizi merak edilen sonra goturuyor. Aralarindaki konusmalara ve yasanan olaylarlara biri Turk biri Yeni Zellandali askerin ailelerine yazdiklari ama yollayamadiklari huzunlu mektuplar eslik ediyor.

B.Uzuner iyi bir arastirma ile Canakkale Savasi gercegini cok guzel bir hikaye de yaratarak anlatmis. Kitapta hem tarihi bilgiler var, hem insani. Cok duygunun bir arada toplandigi acinin yanisira sevgi ve ask ile dolu bir kitap.


Brushes mucizesi...

Iphone'u cok seviyorum. Gelmis gecmis en guzel buluslardan biri. Zaten butun eklenebilir uygulamalari yani "applications"lari ve tabii ITunes ve Ipod birlesimi ile super.Sanirim telefonuma asigim ben. Apple'a asigim..Isteklerim arasinda Macbookair 13' vardi ama simdi kulagima geldi sanirim netbook diye daha uygun fiyatli olanini ve 10' olarak cikartacaklarmis.

Haftasonu esimin dogumgununu gecte olsa aile arasinda kutladik. Ona ITunes card ve bir karton sigara hediye ettim.Birde siir yazdim dizeler ugur getirsin ve sihirli siir olsun diye yazdim siirde ve sigarayi birakmana yardimci olsun dedim. Yani sigara espri hediye idi. Bir karton sigara bu arada kirk euro Italya'da. Yuh dedim.. Verilen paralara yazik. Cifter porsiyon ev yapimi lazanya ve sonra dana rosto, salata oyle bol bol yedik. Sonra bahcede otururken bizim eniste bana muazzam bir apple application'i gosterdi. Ismi Shazam , hemde Appstore'dan bedava indiriyorsun. Ne mi beceriyor?? Yazayim. Mesela bir bardasin ve bir sarki caliyor. Hepimiz bazen deriz ""A kim soyluyordu bu sarkiyi? Dilimin ucunda ismi" veya "cok eski parca bu ya neydi adi? " ya da "super bir parca kim soyluyor acaba?" Hemen iphone shazam uygulamasini tikliyorsun ve bu Shazam sarkiyi dinliyor ve sonra arastirma yapiyor 30 saniye icinde sana sarki adi,kim soyluyor,hangi albumden,baska ne albumleri var tum bilgileri sana dokuyor. Iste bu muthis bir olay bence. Delirdim ve hemen yukledim kendime.


Aksam ise Vanity Fair okurken yine Apple application Brushes ile yapilmis bir resmin odul aldigini okudum. Hemen Appstore'a girdim bugun ve 3,99 euro gibi komik fiyata aldim bu brushes application'nini. Resmen istedigin renkleri seciyorsun,ondan sonra firca ile boyuyorsun. Nasil eglenceli. Daha ogrenmem lazim tabii programi. Cunku internette daha ince cizilmis resimlerde gordum sanki brushes ile. Henuz onu beceremedim. Ama iste ilk resmim...

Ya yine ayni lafi diyecegim,bayiliyorum eskilere ve eski seylere ama internet,iphone,ipod,itunes ya da bu tip seyler onlar ile baglantili olarak bir harika. O zaman yasasin teknoloji diyorum. Yani 5 sene evvel aklima gelir miydi telefon ile bunlari yapacagim??

8 Haziran 2009 Pazartesi

Haremlique sakizli kahvemi de ictim sonunda.

Cumartesi aksami Izmir, Cesme, Alacati'ya ve tabii cocukluguma kisa bir yolculuk yaptim.Nasil mi haremlique sakizli kahvem sayesinde!!

Sakiz tadini damagimda hissedince aklima Izmir ve ardindan Cesme ve Alacati geliyor. Rahmetli anneannem ve onun annesi ninem eski Karsiyaka'lidir.Ben kulur ( noktali u lar ama italyan klavyede cikmiyor) denen sakizli ekmegi birtek bizim ailede gordum. Eski Izmir'e ait bir sey.Bu ekmek yuvarlak somunlar halinde yapilir ve ortalarina yumurta konur ve firina verilir. Pistiginde yumurtalar da kati yumurta olmustur. Genelde biz Izmir tulumu ve o yumurtalar ile kulur'u yeriz. Degisik hamurlu bu taze ev ekmegini yerken hissedilen enfes sakiz tadi tulum,yumurta ve cay ile birlesince muthis bir tat olur. Cocuklugum,gencligim boyunca her zaman kulur yemek bana mutluluk ve huzur verdi. Allahtan teyzem yapmasini biliyor da gelenek devam ediyor. Google ile aradim kuluru ama yok internette. Sizlere ayri bir yazi da tarif yazmam lazim. O kadar az biliniyor ki internette bile yok. Benim icin kulur canim ailem ve huzur demek.. Aciklamasi zor bir his.

Nasil ozledim tadini. Teyzecigim yazimi okursan artik yazin geldigimde Alacati'da bana bir supriz hazirlarsin. Tabii birde Cesme'nin sakizli dondurmasi var, Alacati Imren sakizli muhallebi ve firinlarin sakizli kurabiyeleri var..

Benim en sevdigim aromayi guzelim turk kahvesi ile birlestirip bilhassa kis gunlerine harika bir keyif ve tat getiren Haremlique, simdi de enfes sakizli kahvesi ile beni cocukluguma,gencligime ve ozledigim Izmir'ime ve Alacati'ma goturdu. Kahvemi keyifle yudumlarken birden Alacati'da sandim kendimi. Sokaklarinda yuruyordum sicak gunes yuzume vururken,rahatsiz etmeyen ruzgarini saclarimi oksuyordu. Bu his geldi gecti hemen ardindan kendimi anneannemin evinde buldum. Arka odadaki sari sandalyelere oturmus caya batirdigim sakizli kulurumden bir parca isiriyordum ve yanina Izmir tulumunu firinda pismis yumurtam ile katik yapiyordum.

Sanirim bu yolculugu tekrar yapmak icin aksam yine bir sakizli kahve icecegim:))

5 Haziran 2009 Cuma

Yeni coca cola termosum :))

Her ne kadar Italya'da yasamak ve sarap askim coca cola sevdami oldukca hafifletti.Ama hala Turkiye'ye gelince sise kola icmeden duramam. Italyan kolasi cok daha tatli, bizimkinin baska buruk bir tadi var. Ben kolanin her ulkenin damak tadina gore degistigine inaniyorum. Ben buradaki arkadaslara deneme yaptirdim. Gozleri kapali turk ve italyan kolasi icirdim.Hangisi tatli diye sorunca,hepsi italyan kolanin oldugu bardagi isaret ettiler. Yani Turkiye'den kola getirtip bu denemeyi yapacak kadar deliyim!!

Ahh nasil ozledim yurdu.. Simdi Alacati Yusuf Usta'da soyle bir ev yemekleri ardindan bir kiymali pide patlatsam ve sonra garsona isaret etsem hazirim diye.O onceden derin dondurucuya koydugu sise kolami bir kosu bana getirse. Oradaki garsonlarcok iyi bilir bu sevdami.Ohh o yemeklerin ustune ne iyi gelir acimsi asitli kola. Kola zararli bir icecek biliyorum reklamini yapmamaliyim. Ben abartmandan dogru sekilde iciyorum ama.Bana kola sevdigim icin cok kizan bir sevgili arkadasim zaman bulup bloga girerse yorum yazmadan duramayacak eminim:)) Ama kendisine Sultanahmet koftecisinde kofteleri mideye indirdikten sonra ustune benimle" bizim deyimle" soguk sise kola patlattigini hatirlatirim. Italyan yemeklerine hic yakismiyor kola. Kola patates kizartma,hamburger,pide, lahmacuna gibi yiyeceklerle giden icecek..Ya da yazin bos bos iceceksin.. Veya cok agir bir yemegin ardindan 1 saat sonra evde soyle hazim icin attiracaksin bir tane.. Burada hic icmiyorum diyebilirim.

Neyse Italya'da Autogrill lokanta fast food zincirinde bir promosyon var. Termoslar yapmislar ve uzerlerinde degisik eski kola reklamlari. Tam benlik!!!! Bayilirim eski reklam afislerine.Evde bilumum eski vintage sabun reklamlari cercevelenmis asili. Heineken fabrikadaki eski afislere bayilip kendime almistim.Bu termoslari gorunce hemen" bir tanesi senin olmali" dedim ve aldim tabii. Gonul hepsini isterdi ama mumkun degildi. Tum reklamlarda kadin var tabii. Ben en cok bunu begendim. 1953 yilindan.

Cesme'de plajda soguk suyum hep yanimda olacak vintage termosumla.. Hemde kola reklami.. Basarili bir marketing olayi daha..Hem icecek aliyorsun hem termosun oluyor hemde boyle "cool" bir termos.Cektigim fotograf guzelligini tam gostermemis ama.

4 Haziran 2009 Perşembe

Italyanca ask baskadir,Maeve Binchy

Gecen yaz Cesme'de almistim bu kitabi. 10 turk kirasina uc kitap kampanyasi vardi tum kitapcilarda.Kac sefer basilmis,bu best seller kitabin adi hep ilgimi cekerdi. Oyle basit harlequein tarzi bir ask romani olmadigini ve aslinda Italya'da gecmedigini de duymustum. Ama iste ask ve italyanca kelimeleri beni hep cezbetmisti. En sonunda gecen sene aldim ve gecen aksam okumayi bitirdim.

Bu aralar zaten cok yogun bir donemdeyim her acidan. Birde en son okuyup,hakkinda yazdigim kitap cok asab bozucu idi bir basyapit olmasina ragmen. Kitapligimda sira bekleyen mis kokulu sevgili kitaplarim arasinda bu gozume tekrar carpti ve iste tam bu kitabi okumanin zamani dedim. Her ne kadar harlequein veya beyaz dizi olmasa bile yine de daha hafif bir kitap oldugunu biliyorum.

Birkac gunde bitti.. Nasil icimi mutlulukla doldurdu anlatamam. Kahraman Irlanda'li bir kadin. O da aski ugruna Italya'ya ama Sicilya adasina gitmis.27 sene orada askinin dibinde onunla olamadan yasamis. Aski olunce seneler sonra baglarini kopardigi Dublin'e donuyor. Orada bir oda tutup,bes parasiz kendine bir hayat kurmaya calisiyor. Cok pozitif ve herseyin olurlugunu saglayan bir kadin ve birden kendini bir aksam kursunda Italyanca ogretirken buluyor. Iste esas hikaye burada basliyor. Kursa katilan herkesin hayati ayri ayri anlatiliyor ve kurstaki kisilerin cogunun arasinda bir bag oldugu ortaya cikiyor. Zaten bu kursta Italyanca cok dogal bir sekilde ogretiliyor.Kitap boyu her an italyanca kelimeler var ama birinin tercumesi yapilmamis. Cunku kursta da bu dil o sekilde dogal konusmayi zorlayarak ogretiliyor. Kolej hazirlik sinifim aklima geldi.Ne kadar iyi bir sistem ile dil ogrenmisiz dedim kendime bir daha.

Tabii konu ask ve insan iliskileri. Ana ogul,kari koca,yeni cikan cift,baba kiz.. Hepsini cok akici bir dil ile anlatmis. Keyif ile hemde hayat dersi alarak okuyorsunuz. Tabii sonda supriz olay ve gelismeler var ama kitabin hepsini anlatacak degilim ya..

Biraz kafa dagitan, soyle rahat okunabilen ama bosta olamayan bir kitap istiyorsaniz bu kitabi oneriririm. Bu arada kitabin orijinal adi "Evening Class" belki de daha uygun aslina. Ama turklerin buldugu ad sayesinde ben ilgilenip satin almis oldum. Irlanda'li yazar Maeve Binchy bu eserini 1996 yilinda yazmis. Simdi sitesine baktim cok ilginc sizlere isminde link verdim. Bir bakayim neler yapmis hic tanimiyorum bu yazari. Bayagi roman yazmis. Bir romanini da ingilizce kendi dilince okuyayim bari.