7 Nisan 2010 Çarşamba

Paskalya 2010

Pazar Paskalya olduğu için Pazartesi günü de hep tatildir. Üç gün evde olmak iyi geldi. Cumartesi ve Pazar durmaksızın yağmur yağdı. Tabii çocukların futbol veya havuz gibi aktiviteleri de dini bayram dolayısı ile olmadığı için evden burnumu çıkarmadım. Cumartesi akşamı balık yaptım fırında. Çocuklar her zamanki pesto soslu makarnalarını yediler bizde Pinot Grigio beyaz şarabımızla levrekleri götürdük. Hoş küçük kızım da yedi balık. O seviyor. Aynı gün başarısız tarçınlı kurabiyeler yaptım.Sanırım karbonat kullandım ondan acımsı oldular. Buraya yazmaya değmezdi.
Paskalya öğlen yemeğini her zaman olduğu gibi kayınvalidemde yedik.Ev yapımı lazanya ve fırında patates ve kızarmış enginar ile sülün . Çok başarılıydı. Önden zaten salam,prosciutto,rus salatası ve içi ton balığı ile doldurulmuş haşlanmış yumurtalarda geldi. Tatlı olarak meşhur paskalya keki yenmedi ama kuzu şeklinde milföy hamurundan yapılmış bir pasta yedik. Arası sırf krem şanti doluydu. Pastaneden özel alınmıştı ve çok tazeydi. Herkes ikişer parça aldı. Valla 5 büyük bitirdik koca pastayı. Ama siz olsanız dayabilir miydiniz?
Bu sefer görümcem çocuklara çikolatadan yumurta almamış, bize almış:) Hemde siyah acı çikolatadan...Birde onu yedik..Bütün eve kapalı kalırsan yağmur yüzünden mecbur bol bol atıştırıyorsun.
Pazartesi hava aniden düzeldi ve güneş çıktı.Sıcaklık güneşte 18 dereceyi buldu.Oğlum saat iki itibarı ile bisikletini alıp arazi oldu ve akşam yedibuçukta döndü.Tüm arkadaşları ya bizim köy ya da yan köyde oturuyorlar. Hepsi dışarıdalar.Okullarının yanındaki parkta voleybol,futbol oynuyor aralarında konuşuyorlar.Ben çocukluğumu sokaklarda geçirdim.O yüzden oğlumda böyle bahar ve yaz zamanı hep sokaklarda oynadığı için çok mutluyum. Belki daha önce yazdım şehir dışında tarlaların arasında yaşadığımız için sırf bu yüzden mutluyum. Tabii kızım küçük daha beş yaşında öyle arkadaşları ile yalnız filan çıkamaz. Onu mutlu etmek için bizde bisikletle çıktık.Zaten geçen sonbaharda öğrendi bisiklete binmeyi. Yaşadığım yerin arkası tarlalar ve doğa ile iç içe....Hemen evden çıkıp 2 dakika sonra kendini ağaçların,otların ve derenin dibinde buluyorsun.Demişimdir eski yazılarda; biz Milano banliyösünde yaşıyoruz ama burası Amerika gibi değil. Büyük çiftliklere yakın köyler var bunların hepsi çok eski. Zamanla bu köylerin bazıları yok olmuş,bazılarının eski kısmı kalmış ve etrafına yeni evler yapılmış.Şehir havasından kaçanlar buraya yerleşmiş.Bizim köyde öyle.Eski evlerde var yenileri de.Tabii bu köylerin aralarında tarlalar ve çiftlikler olduğu için hepsi taş yollar veya asfalt ama dar yollar ile birbirine bağlı. Biz her zaman yan köye gidiyoruz.Araba ile ana yoldan beş dakika sürer ama iç yollar ve tarlalar arasından yarım saat sürüyor. Orada barda bira içiyoruz veya dondurma yiyoruz sonra geri eve dönüyoruz. Bu bir saatlik bisiklet gezisi hava güzelse çok keyifli oluyor.Hem hava almış oluyoruz hem de hareket ediyoruz.
Cumartesi Pazar Milano'ya yağmur yağdı ama Alp dağlarına kar yağdı.Pazartesi hava açık olduğu ve Milano çevresi büyük bir ova olduğu için tüm Alp dağları zinciri her yerden görülüyordu.Nisan ayında bol karlı zirvelerle harika idi manzara. Bol bol çektim ama tabii gerçek hali gibi çıkmıyor hiçbir zaman. Ama büyütebilecek ayar verdim,büyütünce güzel, daha belli dağlardaki karlar.
Temiz hava,güneş ve bu görüntüler... İçim açıldı valla...




Yazının sonuna bu dağları gören kızımın son yaptığı resmi ekleyeyim bari dedim.




4 yorum:

emel dedi ki...

ha-ha.....ben biliyorum artık buraları....:)))) yemeklere bayıldım..."bonna pasqua" di mi?

carriemel dedi ki...

emel; dur sen daha campania countryside kısmını görmedin...BUONA PASQUA bu arada....

Adsız dedi ki...

canim canim,herzamanki gibi cok guzel yazmissin.ozledim oralaria
artik ben de.love .annos.

carriemel dedi ki...

Annelerin en güzeline: sonunda başardın yorum bırakmayı.harikasın.gel artık çoook özledim. Kız devamlı senin için resimler çiziyor.Dün Honduras'ta deniz görüntülerini görüp Türkiye'yi özledim dedi yine......