13 Ekim 2011 Perşembe

Firarperest , Elif Şafak

Blogumu ihmal ediyorum ama sebepleri yazdım.Sanırım haftaya yoga okulunun ilk seminerleri başlayınca artık kitapta okuyamayacağım. Artık bir süre sadece yoga okulunun öngördüğü kitapları ve okulda gördüğüm dersler ile ilgili notları okumam gerekecek. Nasıl 2010 yılında Temmuz ayında Celta öğretmenlik sertifikası kursuna devam ederken sadece kendimi o işe verdim; yoga içinde aynı azmi göstermem lazım.Yoga hayatımın parçası zaten 11 senedir ama yoga üzerine akademik bir çalışma yapmak başka. Bir sürü öğrenecek terim var hem anatomik  hem sankritçe  . Neyse konumuz bu değil yine çenem düştü. Kitap okumaya biraz daha devam. Dün akşam çok güzel bir gezi kitabı bitirdim ama önce Haziran ayında yaptığım  gemi seyehatimde okuduğum Firarperest hakkında yazmalıyım.Her Elif Şafak kitabı gibi bir çırpıda bitti.Yazın bana son kitabı İskender'i hediye ettiler. Belki bu yoğun çalışma temposunun arasına sıkıştırırım çünkü merak ediyorum. Firarperest kısa hikayeler  kitabı hatta görüşler, düşünceler toplamı diyebiliriz.Hep benimde üstünde düşündüğüm birçok konuya değinmiş.Okurken 'ya avet aynen öyle diyor bazen gülümsüyor,bazen üzülüyor ve bazen yazar gibi sizde kızıyorsunuz.Ben roman okumayı severim kısa hikaye delisi değilim ama bu kitabı çok keyifle okudum. Artı sayfaların arasına serpiştirilmiş M.K Perker'in güzel illustrasyonları da kitaba ayrı bir hava vermiş.Kısa oldu bu yazı beni affedin. Birden fazla alıntı vermek isterdim ve en sevdiğim yazıları sıralamak ama açıksası hepsini sevdim.. Dedim ya bitiverdi hemen kitap.Akşamları yeni şehirleri gezip yorgun geri döndüğümde kamarada yatmadan muhakkak birkaç hikaye okumak istedim hep. Bir kısa alıntı vereceğim ama yazıyı noktalamadan  'sonsuz seyehatler alemidir kitaplar,zamanda ve mekanda bir kuş kadar özgür kılar insanı'



2 yorum:

Yelda dedi ki...

bende severim elif şafak kitaplarını ama bana hediye eden olmadı daha :)) herkes tek taşımı kendim aldım klişesini söyler ya bende o "kitabımı kendim aldım" oluyor :)))

Carriemel dedi ki...

sevgili yelda bende coğu zaman kitaplarımı kendim alıyorum. hatta %95 öyle.. ama kitabı kendin alınca şeyler bir açıyor ve kokluyorsun ve sayfalarını çeviriyorsun ve poşet elinde mutlu mutlu dükkandan çıkıyorsun değil mi? şimdi benim yazdığım gibi birde digital alım da var. o zaman koklama yok ama olsun. önemli olan kitaba ayıracak para hep olsun.