26 Eylül 2011 Pazartesi

Baltic Cruise /13.06-22.06.2011 2.bölüm ...

Evet nerde kalmıştık.?? Bu kısımları yeniden yazmak çok zor gelecek ama başka çarem yok hepsi silindi.
Ardından başka bir salonda getirilen parçalarla aslına uygun yeniden inşa edilmiş roma mimarisi harikası Milet  market kapısını gördük.Ardından başka bir salonda yine aslına uygun olarak yeniden inşa edilmiş Babylon şehrinin Isthar kapısı bekliyordu.Aslında çift olan bu kapının sadece ufak ve ön kısmı burada sergileniyor.Arka kısmı müzede sergilenecek boyutlara sahip değil.Depoda saklanıyor.Ağzım açık kaldı.Lapis lazuli adlı bir taştan yapılan ve ejderha,boğa ve aslan figürlerine sahip kapı eşsiz güzel.Dünyada üç müzede bu kapının parçalarından olan ejderha veya aslan figürleri var.İstanbul Arkeoloji müzesinde hem aslan hem boğa hem ejderha figürleri sergileniyor.
Yani fotoğraf ile o ihtişamı size veremem diye kısa bir videoda çektim.

video
Birkaç eser daha gördük yine eski doğu  medeniyetlerine ait ve  ardından girdiğimiz odada Ürdün'den getirtilmiş 8.yy'e ait Mshatta adlı halife sarayının ön duvarı vardı.O taşı nasıl işlemişlerdi dantel gibi..
Daha sonra İslam Eserleri kısmına girdik.Orada güzel halı ve kilim örnekleri gördük. Daha sonra girdiğimiz odada Suriye'de Osmanlı zamanında yaptırılmış bir broker'ın evinin resepsiyon bölümünü gördük.Aleppo odası olarak anılan bu eser herhalde tahta oksijen ve rutubetten korunsun diye cam bölmede idi. İnanılmaz oymalar vardı.Bunu da video ile görüntülemek daha doğruydu.
video
 Neyse bu muhteşem müzeyi fena gezmedik.Hızlı belki ama en önemli eserleri gördük.Zaten insan ne kadarını hatırlayabiliyor ama sanırım bu müzede gördüklerimi unutmam biraz zor. Otobüsümüzle tekrar şehir turuna devam ederken meşhur Holocaust Memorial'ın önünden geçtik.Bu anıt beni çok etkiledi.19000m2 bir alanı kaplayan anıt 2711 bloktan oluşuyor ve labirint şeklinde.Amaç Hitler zamanında  ne kadar çok yahudinin katedidiğini unutmamak ve göstermekmiş.Amacına ulaşmış.Tabii önce homoseksueller sonra çingeneler' bizim gibi olanlarda katledildi,neden bize anıt yok' demişler.Ufak çapta anıtta buraya yakın bir parkta bu gruplar için yapılmış.


Otobüs şehrin ana sembollerinden olan  Bradenburg Kapısı'nın önüne geldik.Bu meşhur Unter deb Linder Bulvarı ile keşisiyor ve  hemen kuzeyinde Reichstag yani Hitler öncesi ve şimdi Alman Parlemento binası var.Burada indik ve fotoğraf çektik. 


arkada Atatürk'ün kaldığı meşhur beş yıldızlı Adlon oteli var yeşil çatılı 

parlamento binası

bellevue sarayı
Bu güzel meydana doyamayıp otobüse bindik ve Bellevue Sarayı ve Zafer Kolon'nunu gördük ve en işlek caddelere yakın bir yerde bizi yine bir saat serbest bıraktılar.Biz caddelerde amaçsız dolaşacağımıza az zaman var diye Berlin şehrinin meşhur department store'u Ka De We'ye girdik.Hızlıca dolaştık.Tepesinde cafe bar restoran var bizim Milano Rinascente'yi hatırlattı.Sevdim.

Zafer Kolonu




ka de we çatı


Berlin'e veda edip iki saat yarı uyuklayarak yarı köylere baka baka yol aldık.Gemiye varışımız nerede ise akşam dokuza doğru oldu.Restorana gitmeyip hemen açık büfeye saldırdık.Üstümüzü bile değişmedik desem.Ben sadece lastik ayakkabılarımı çıkardım ve crocs'ları takıverdim ayağıma rahat olmak için.Bu arada sahil kasabası Waadermünde akşam pek güzeldi ayrılırken.Yine de burayı gezmeyip Berlin turu aldığımıza memnun olduk.Berlin'i çok güzel tanıtan bir turdu.Bu şehire ileride bir hafta gezmek için dönmek isterim ailemle.Bu yazdıklarımı ikinci kez kaybetmeden hemen yayınlıyorum.Sırada Tallinn Estonia var.Umarım vaktim olur ve yarın yazar ve yayınlarım sevgili takipçilerim.

Hiç yorum yok: