16 Ocak 2012 Pazartesi

The solitarie mystery, İskambil kağıtlarının esrarı,Josteein Gaarder

Portakal kızı yazın okumuştum, Türkçesi  yazarın  'İskambil kağıtlarının esrarı' adıyla yayınlanmış bu kitabını Eylül ayında ebook olarak Ipad'den okudum ve anca yazıyorum. Gaarder yine beni yanıltmadı. Kitabı keyifle ve sonuna kadar merak içinde okudum.Gerçek hayatı masal ve ince felsefe ile birleştirmiş.
Sophie'nin Seçimi kitabına nazaran felsefik görüşler çok daha rahat okunuyor ama daha az önemli değiller.Felsefenin içine farkında olmadan düşüveriyorsunuz.Baba ve 12 yaşındaki çocuk yaklaşık on sene önce kendilerini terk edip Atina'ya giden anneyi aramak için bir yolculuğa çıkıyorlar.Anne de aslında tabii kendini bir anlamda kaybetmiş.Buna daha sonra gönderme oluyor. Araba ile gidiyorlar yani aynı zamanda bir yolculuk kitabı.Çocuğa yani Hans Thomas'a yolda aniden bir cüce babası görmeden bir büyüteç veriyor ve 'bu sana lazım olacak' diyor. Daha sonra yolda fırından aldıkları bir kocaman somun ekmek içinden minnacık bir kitap çıkıyor. Hans Thomas bu büyüteç ile kitabı okumaya başlıyor. Kitap yolculukları ve babanın sigara molalarında yaptığı felsefik konuşmalar ve çocuğun okuduğu minik kitapta anlatılanlar arasında gidip geliyor. Minik kitap olağanüstü bir adaya gemisi battıktan sonra sığınan  bir gemicinin maceralarını anlatıyor.Orada yapayalnız solitaire oyunu oynarken, kartlar ile konuşa konuşa  kendi hayali ile bunları canlandırıyor.Adada  bu iskambil kağıtları da yaşıyor.İş bu kadar basit değil ama! Detay verirsem kitabı anlatırım ve zevki kaçar. Biliyorsunuz kitap yorumlarımda bundan özellikle kaçıyorum.İskambil kağıtları ve olağanüstü ada ve bu fantastik dünya da olanlar birz sonra gerçek hayatta baba ve çocuğun yaşadıkları ile çakışıyor ve bağlanıyor ve yeni anlamlar yükleniyor.Tabii ben kimim,dünya da niye varım,inanılmaz doğa ve kader gibi temalar da her zamanki Gaarder stili  ince bir felsefe ile işleniyor.Anne bulunup evine dönmesi sağlanıyor mu? İskambil kartları ve kahramanların ilişkisi nedir? Masalımsı bir hikaye nasıl gerçek hayatta olanlar ile bağdaşıyor.Yeterince merak ettiniz mi? Alıp okuyun derim pişman olmayacaksınız..Tek kişilik  iskambil oyununun adı Türkçe'de de solitaire imiş .Nitekim kitabın ingilizce ismi Solitaire esrarı. Birkaç alıntı var kitaptan beğendiğim.İngilizce okuduğum için ingilizce yayınlıyorum.Altlarına kısa kendi yaptığım tercümeyi de koyuyorum.
'People would have gone absolutely wild if the astronomers had discovered another living planet, they just don't let themselves be amazed by their own'
 İnsanlar astronotlar hayat olan  başka bir gezegen bulursa  delirecekler ama kendi gezegenlerinin kendilerini şaşırtmasına izin vermiyorlar.
'If our brain was simple enough for us to understand it,we would be so stupid we wouldn't be able to understand it after all'
Beynimiz bizim anlayabileceğimiz kadar basit olsa zaten onu anlayamayacak kadar aptal olurduk.
'History is like a long fairy tale.The only difference is that history is true.'
Tarih uzun bir masal gibidir ama tek farkı gerçek olmasıdır.
'People who are satisfied with what they know can never be philosophers.'
Bildikleri ile tatmin olan insanlar hiçbir zaman filozof olamazlar.
'It's because the world has become a habit ' he said.Nobody would believe in the world if they hadn't spent years getting used to it.We can study this in children. They are so impressed by everything they see around them that they can't believe their eyes.That's why the point here and there and ask about everything they lay their eyes on.It's different with us adults.We have seen everything so many times before we take reality for granted.'
Evren bir alışkanlık oldu bizim için. Kimse ona inanmazdı eğer yıllar geçirip ona alışmasalardı.Çocuklarda bunu inceleyebiliriz. Onlar etraftan gürdükleri herşeyden etkilenir ve gözlerine inanamazlar. Ondan her tarafı işaret eder ve gördükleri herşey hakkında soru sorarlar.Yetişkinlerde bu farklıdır. Herşeyi o kadar çok görmüşlerdir ki gerçeğin değerini hafife alırlar'

7 yorum:

Adsız dedi ki...

Bir kitabı daha var, "Sirk Müdürünün Kızı", belki onu da okumuşsundur. Sanırım tarzı bu kitaba çok benziyor.
Sevgiler
Nergis

Carriemel dedi ki...

nergis:evet turkce adini ararken gordum. su an hatirlaiyorum ingilizce adini. ama aklimda ve kesin okuyacagim. su aralar sadece yoga uzerine okuyorum.birde steve jobs biografisi ama o da yoga okul tezim icin lazim :))

elvin dedi ki...

Blogunuz I like it harika, benim blog http://skrtu.blogspot.com varlığınızı bekleyin

GNC dedi ki...

Portakal kız senin sayende kütüphanemde, çok beğeniyle okudum. Anne de 2 gündü yuttu verdi kitabı :) Bak senin yüzünden kendi kitaplarım hep arka sıralara atılıyor :) Yazdıkların beni alıp götürüyor. Hemen o kitabın içine dalmak istiyorum. Şimdilerde elimde kendi kitaplarımdan bir kitap var. Bitince bu kitabı sıraya aldım. Ama önce bir önceki kitap hala aklımda. Amazon dan onu alacam :) Gerçke yaşanmış hikayelere hiç dayanamıyorum ben. o kitaplar bir ruha sahip oluyorlar bence.

aytaç dedi ki...

Bloglar da çok içten sıcak ve mütevazi yazıları okumaya bayılıyorum.Yazmaya ve okumaya merakınızın bir bağımlılık olmasını temenni ederim. Bizm yazımızın da burada olmasına göz yumarsanız çok seviriz. Çadır

Carriemel dedi ki...

Aytac: tabiki seve seve. yorum almaya bayiliyorum. bugun 100 takipcim olmus.. en kisa zamanda seyehat yazim gelecek. su aralar devamli yoga uzerine okuyorum. o kitap yorumlari da gelecek. yazma ve okuma meraki bitmedi ama zaman yetmiyor bu aralar.

Barbie Oyunları dedi ki...

beğendim